DİN VE BİLİNÇ
Din bir veya birden fazla ilahi güç tarafından indirildiğine inanılan toplumsal ve bireysel düzeni korumayı amaçlayan sistematik inançlar bütünüdür.
Din bir veya birden fazla ilahi güç tarafından indirildiğine inanılan toplumsal ve bireysel düzeni korumayı amaçlayan sistematik inançlar bütünüdür. Dinler kendi içlerinde çok Tanrılı dinler, Düalist dinler, tek Tanrılı dinler vb. birçok kısma ayrılır. Hepsinin ortak paydası düzeni sağlamak ve sağlanan düzeni korumaktır. Ritüeller ve inançlar birbirlerinden farklı olabileceği gibi benzer de olabilir. Bir dinde uygun görülmeyen bir davranış başka bir dinde uygun görülebilir. Her dinin amacı kendi kurallarına göre bireyi ve toplumu huzura yönlendirmektir.
Dininin gereklerini bilen ve buna göre hareket eden insanlar, günümüzde en çok yapılan sömürülerden biri olan din sömürüsüne uğramazlar. Kendi toplumumuzdan örnek vermek gerekirse din kisvesi altında bir sürü ahlaksızlık vuku bulmaktadır. İnandığı Tanrı’nın indirdiği kitabı okumayı güç bulan milyonlarca insan başına sarık takıp sırtına cübbe geçirerek insanları maddi manevi sömüren uyanıkların peşinden gitmeyi kolay bulmaktadır. Öyle ki bu şarlatanlar terör boyutuna geçecek kadar büyümekte topluma ve devlete zarar vermektedir. Dinin insanda aradığı birincil faktör bilinçtir zaten şuursuz insanları muaf tutmaktadır. Fakat bilinci yerinde olduğu halde her Allah diyenin peşinden koşan ne kadar şuurludur tartışılır. Bu topraklar, ben Mehdi’yim, deyip de binleri peşine takıp isyanlar çıkaran hainleri de gördü. Zarar hep devlete hep millete oldu. Kendi kitabımızdan örnek vermek gerekirse ilk indirilmiş ayeti “Oku” dur. Birçok ayette “Ey akıl sahipleri, hiç akletmez misiniz, düşünmez misiniz” gibi önemli vurgular yapılmaktadır. Fakat bugün ne yazıktır ki milyonlarca insan dinini en sabit kaynaklardan öğrenmesi gerekirken sapkınların elini öpmekte, eteğine yüz sürmektedir. Bu durum tamamen şuursuzluktan kaynaklanmaktadır. Terör boyutlarına ulaşan cemaatler, küçücük çocuklara taciz olaylarının olduğu cemaatler ya da kendilerini ari bir topluluk gibi gören cemaatler tamamen bu şuursuzluk yüzünden hâlâ ayaktadır. Bilincin olmadığı bir yerde ne düzeni ne de huzuru sağlamak mümkündür. Dolayısıyla toplum, dinini birilerinin eteğine yüz sürerek değil inandığı kutsal kitabı ve sabit kaynakları araştırarak öğrenmelidir. Eğer sabit kaynaklarla ya da kutsal kitaplarla çelişen bir durum varsa bu kesinlikle yanlıştır. Göz göre göre yanlışın üstüne giden en başında kendi inancıyla çelişir. Toplumsal ahlaka karşı olan her şeye zaten din karşıdır. Tanrı ise bize doğruyu ve yanlışı ayırt edebilmemiz için irade yüklemiştir. Bilincimiz irademizi, irademiz ise seçimlerimizi oluşturur. Öncelik daima bilinçtir. Umulur ki toplum en önemli değeri olan dininde doğru bir bilinç oluşturur ve böyle sömürülere maruz kalmaz.




0 Yorum