Telefon
WhatsApp
TASARIM SANCISI

TASARIM SANCININ 

 

İyi tasarım yapma dürtüsü, tıpkı yaşamayı sürdürme dürtüsü gibi birşeydir.
Harry Bertoia

Tasarım, kadim bir süreçtir. Kültürel kimliğin, tasarımcıya  köprü her şeyin, çevrenin ve alınan sanat eğitiminin somutlaşmış örneğidir. Bir enerjidir, bitmeyen. Ve canlıdır, beslenen.

Devinimseldir. Ama çok yönlü. İnsan, toplum, zaman, mekan ve takdir eksenlidir.

Helezonik bir yaşam sürer. Şöyle ki, varlık katmanları arasında, bir aşağı bir yukarı, her yerde ve hep yenilenen.. sıradan bir domino taşı iken, birden güzelliğin yüklemi oluveren, ölüveren, doğuveren..

Tasarımcı! Bu odakta, bu sürecin piyonudur. Ya şah olur, ya mat. Süreci yaşayan olarak hep sancılıdır.

Bu sancılar, onun usancı değil, parçası olmuştur. Amele bir filozoftur. Sisler içerisinde mermerden bir heykele tutkuludur.

Tasarımcı kendi olduğunda heykel mutludur. Ama bu mutluluk bu süreçte ulaşılması zor bir ülküdür.


 

Açıklama: http://www.galois.ch/Bilder/SchuleAthen.jpg


            İlhamın gözü kördür.

Başarı kendin olmakta saklı iken,  her şey olmaya mahkumdur.

Filozof –evrensellik,  garip -vahdet demiştir ona.

“SIR” Buradadır. Kendin olmak aslında her şey olmaktır.

Sadece bu şekilde kendi olabilir. Ve kendini doğurabilir, tasarımcı.

Yada şöyle bir örnek;

annem çok küçükken öldü
beni öp, sonra doğur beni... “ Cemal Süreyya

Özeti budur işin.

Her tükendiğini hissettiğinde ayakta tutan bir ihtirası yoklarken.

Sisler içerisinde, el ile yordamaya çalışır..

İhtirası gücü oluverir gerektiğinde ihtiyaç duyacağı..
Tedirginlik ensesinde yaşasada rahatlık göbek adıdır, olmalıdır..

Fakat rota her zaman arana arana bulunmayabilir.. Arayan tüm insanlar gibi.

Yaptığına bakar, sever, okşar, parçalanır..

Uyanıverir birden. Bakıverir evrenine.

…bir rakkas bırakmıştır kendini…

“Tasarım yaptığımız her şeydedir, ama aynı zamanda o şeylerin arasındadır. Hüner, bilim, öykü anlatma propaganda ve felsefenin karışımıdır.”
Erik Adigard                                        

Ö. Kahraman Özçelik İstanbul 04.09.2013 18:53

 

 

 

Sonra akademik bir tavırla, tanımlamak için.. Hatırlar ders notlarını:

Sanatbilim: Varlık ve estetik disiplin ışığında bir ürünün alt başlıklara yargısal versiyonlar üretmesi karşılığında ona sanat eseri denir.

Sonra kendini yargılamalı (iğneyi kendine, çuvaldızı başkasına..)

Ve bilmeli: ***Eleştiri övmek yada yermek değildir. Eleştiri bir sanat eserini çözümleyebilen  kişinin o sanat eserini bilmeyen ya da anlamayan kimselere, o sanat eserinin niteliklerinden hareketle ve objektif aktarması demektir. Eleştiride "bence, bana kalırsa" gibi ifadelere yer yoktur.

1-) Teke tek ilişki kurduğumuz eser tamamlanmış mı yeterince büyük mü? (Yani; başı, ortası, sonu var mı? Bitmemiş ve algısı güç bir yapıtın ontolojisi yapılamaz.)
2-) Özgün, tek ve yeni mi?
3-) Sanatçısı var mı? (Yani onu yapan bir kişi, özne var mı?)
4-) Suje**
4-) Sujenin eleştirmiş mi? Bir yargı var mı?***
5-) Bu yargı ifade edilmiş mi?

*Ontoloji varlık felsefesi demektir. Ve varolan her şeyin felsefesi yapılır.

**Bir sanat eseriyle teke tek ilişki kuran bir kimse o nesne karşısında 3 konumda bulunur:

Sanatsever: Bir rastlantı sonucu bir sanat eseriyle ilişki kurar ve bu ilişkiden bir hoşlanma durumu elde eden kişidir.
Alıcı: Kendi ifadesiyşe bir sanat eseriyle teke tek ilişki kurar ve etkilenen ve tepki verendir.

Suje: Var olarak eser karşısında yargı üretendir. Sanatbilim düzeyinde veri üretendir

1 Yorum

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

Puan Durumu

Takım OM G M P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21

Reklam

Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150
Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150
Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150

E-Bülten Aboneliği