TÜRK BİRLİĞİ VE MAZLUM TÜRKLER
İdrisi Bitlisi ve Ebusuud gibi Türk düşmanlarının aklını çeldiği Yavuz Sultan Selim Türkleri katletti! Türkler kaçarak Şah İsmail'e sığındılar. Emperyalist devletler Türkleri yalnızlaştırmak için uğraşıyor. Türkleri vatanlarından uzaklaştırıyor. Çin, Doğu Türkistan'da uyguladığı soykırımla Türklerden intikam alıyor.
Kızıl Çin’in Türklere karşı tarihten gelen bir korkusu ve bundan kaynaklanan düşmanlığı var! Çin Seddinin Türk korkusundan yaptırıldığı söylenir.
Dünyanın en kalabalık nüfusuna sahip olan Çin, ekonomik olarak güçlendi, teknolojik olarak dünya piyasalarını eline geçirmeye başladı. Ekonomik ve teknolojik olarak dünya devleri arasına giren Çin, tarihten gelen kinini ve düşmanlığını Doğu Türkistan’da yaşayan mazlum Türk Müslümanlarına soykırım uygulayarak, onları asimile ederek göstermeye başladı.
***
Timur Han’ın Altınordu devletini yıkması bir hataydı çünkü bu, Türklerin bölünmesine neden oldu.
Ruslar, Kazan ve Kırım Türkleriyle savaşta hep yenildiler. Ruslar kurnazlık yapıp Kazan Türklerini Kırım Türklerine karşı kışkırtarak Kırım’ı işgal ettiler. Hâlbuki Rusya 16. yüzyıla kadar ormanlarda yaşayan çapul bir topluluktu. İşte Rusya o zaman doğdu! Düne kadar tokatladığımız Ruslar artık büyüdü ve Türk yurtlarını işgal etmeye başladı, sömürdü ve emperyalist bir güç oldu.
Lenin öldükten sonra Stalin ne kadar muhalifi varsa hepsini yok etti. 1944’te Kırım ve Ahıska Türklerini yurtlarından etti, sürgüne gönderdi, katletti.
Kırım’ın işgaliyle Türkler yalnızlaştırıldı, vatanlarından sürgün edildi. Kırım, günümüzde halen işgal altında ve sürgünde olan Kırım Tatarları’nın çok azı vatanlarına geri dönebildi. Ruslar, Kırım Tatar Meclisi’ni Rusya’ya sokmuyorlar. Ben de, Kırım davasına sahip çıkıp, destek olduğumdan Kırım’a alınmayacaklar listesinde bulunuyorum.
Ahıska Türkleri de Kırım Türkleri gibi 1944’te sürgüne gönderildi. Kırım gibi onların yurtları da başkalarına Ruslar tarafından peşkeş çekildi.
Rusya’nın emrinde çalışıp, Kırım ve Ahıska Türklerinin davası için samimi olarak mücadele edenlerin yanında bulunarak onları savunuyormuş gibi görünenler var. Bunlar, Kırım ve Ahıska Türklerinin davasına ihanet edenlerdir.
Arap Din Kardeşlerimiz Türkleri Arkasından Vurdu!
Osmanlı döneminde Sürre Alaylarını gönderdik! Ne vergi aldık ne de askere aldık, altın mücevherler ve çeşitli hediyeler verdiğimiz Araplar; din kardeşimiz, Peygamber soyu, diye ve hatta Kavm-i Necip, diye sevip, övdüğümüz Arap din kardeşlerimiz İngilizler’le iş birliği yapıp Türkleri arkadan vurdu! Filistin, Suriye ve Yemen’den dönen yorgun ve yaralı Türk askerlerinin karnını deşti! İngilizler, “Türklerin karınlarında altın var” sözleriyle Türk askerlerini katlettiler. Ama bir avuç Yahudi’ye ülkelerini sattılar. Şimdi o bir avuç Yahudi onlara dünyayı dar ediyor! Biz ise din kardeşlerimiz, diye yine Filistin’e yardıma koşuyor, hançeremizi yırtarak onlar için kabımızda duramıyoruz!
İran’da Farslar küçük bir zümreydi. Fitne konusunda mahir olan Farslar İslam’ı zorla kabul ettiler, önceden ateşperest idiler. Türkler birlik olamadığından şimdi Türkleri yok etmeye, kimliklerinden uzaklaştırıp Farslılaştırmaya çalışıyorlar. Osmanlı, Ermenilere “Milleti Sadıka” dedi. Peki, Ermeniler ne yaptı? Rus ve Fransız emperyalistleriyle birlik olup vatanımızı bölmeye, Anadolu’da ve Asya’da Türkleri katletmeye başladılar.
Osmanlı’yı kuran irade Bektaşiliktir. Osman Bey’in gerçek ismi de Ataman Bey’dir. 2. Beyazid’e kadar bu iradeyle yönetildi. Araplardan saraya alınan Ebussuud Efendi (Şafi’dir), Yavuz Sultan Selim zamanında göreve getirildi. Onu İdrisi Bitlisi takip etti (Said’i Kürdi’nin köylüsüdür). Yavuz, Mısır’ı fethettikten sonra Halifeliği aldı. Ebussuud, Padişaha, “Efendim Araplar sizi tanımıyorlar, Halifeliğinizi kabul etmiyorlar, Arapların ileri gelenlerini buraya getirip taltif edin, sizi dinlerler” dedi. Bunun üzerine Yavuz, iki bin kadar Arap Şeyhi, Hocası, ileri gelenlerini İstanbul’a getirdi, köşklerde yaşattı. Bunlar çalışmadılar, devletin kasasından sefa sürdüler. Maalesef Araplar yine de “Halifemiz” demediler.
Yavuz’un halifeliğinde akıl Hocası olan Ebussuud ve İdrisi Bitlisi idi. Bunlar, güya Sünnilik yapıyorlardı, asıl gayeleri Türkleri yok etmekti.
Padişah bunlara uydu ve Anadolu’da Türkmen katliamı başladı. Türkmenler, Türk olan Şah İsmail’e sığınmaya başladılar. Katliamlar durmuyordu. Kaçanlar çoktu. Bunun üzerine bu iki Türk düşmanının teklifiyle sınırlara Kürtler yerleştirildi. İdrisi Bitlisi Kürt ve Şafidir. Saidi Kürdi’de aynı mantıktadır. Şah’a giden Türkmenleri sınırda yakalayan Kürtler katlettiler.
O zamana kadar Türkler arasında mezhepçilik yoktu. Bunu başlatan Kürt İdris ve Arap kökenli Şeyhülislâm Ebussuud denilen Türk düşmanıdır. Bunlar, Ebu Hanife’yi katleden zihniyetin devamıdırlar. Bunlar, Emevi mantığına sahip kişilerdi.
Fıkıhta Ebu Hanife (Türk) ve İtikatta İmam Maturidi (Türk) Türklerin din alanındaki rehberleriydi. Türkmenlerin yaylalarda gezenlerine Alevi denildi. Yerleşik Türkler ise Bektaşi iken İmam Maturidi ve Ebu Hanife’nin içtihatlarına göre amellerini yaptılar ve buna da Hanefi Mezhebi denildi. Ebu Hanife, fıkıh konusunda uzmandı, mezhep kurmadı ama onun Fıkhına uyanlara da fıkhi mezhep olarak Hanefi denildi.
Türkler, Yezid’i sevmezler . Peygamber evlatlarını severler, onların izinden giderler. Ehli Beyt sevdalılarıdırlar.
Türklüğü yok sayarak din kardeşliği üzerinden birlik sağlanamaz. Tarihimiz bu yanlışlığın örnekleriyle doludur. Türkleri fikir birliğinde buluşturmak elzemdir. Sadece din kardeşliği üzerinden yapılan söylem ve uygulamalar kutlu davaya zarar veriyor ve sekteye uğratıyor! Türk Birliği; inancı ve mezhebi ne olursa olsun ancak “Türk” kavramı üzerinden oluşacak düşünce yapısıyla birliği sağlayabilir. Turan Birliği bu şekilde kurulabilir.
Ey Türk Milleti! Ne zaman uyanacaksın?




0 Yorum